Amerika Aupair



Ayşe Çiğdem Kayrak
Aylin Budak
Basak Madran
Belam Yıldız Topaloğlu
Beyhan Budak
Burcu Ekşioğlu
Çiğdem Alaman
Çiğdem Çiftçi
Derya Kocapınar
Devrim Şenel
Ebru Çavuşoğlu
İlknur Uysal
Kadriye Aksoylar
Mihriban Manap
Necla Arslan
Neslihan Ulus
Neslihan Yavaş
Nur Banu Adar
Nur Yücel
Pelin Cumur
Pınar Çakır
Seçil Uslu
Seda Meşekıran
Serap Şah
Şerife Güzel
Sevgi Ünüvar
Sevtap İpek
Seyhan Yilmaz
Seyhan Karakaş
Sibel Ciddi
Sinem Bakırcı



Ayşe Çiğdem Kayrak



Merhaba Hatice Hanim, Bugün yazayım yarin yazayım derken yine günler geçti. Burada zaman nasıl geçiyor anlamıyorum..Neyse bişeyler yazmaya çalışıcam , umarım arkadaşlara yardımcı olur.... KEŞKE BİRAZ DAHA UZUN VAKTİM OLSA ...

Herşey bunaltıcı bir Adana Ağustos ' unda "OZMAN " ın kapısından içeri girmemle başladı...Üniversiteden yeni mezun olmuş , daha doğrusu işsizler ordusuna yeni katılmış , "hayatımın yeni dönemini nasıl en iyi şekilde değerlendirebilirim ? " paradoksunu çözmeye çalışırken ve çözüm bulamazken yurt dışına gitmeye karar verdim. Ama nasıl ve hangi parayla ?

En uygun yolun aupair olarak gitmek olduğu açıktı. Ancak bu sefer de " ya bu iş bana göre değilse ? ya aile iyi çıkmazsa ? ya yapamazsam ne olacak ? " soruları çıktı ortaya.. Önce aylarca internette kendi kendime aile araştırdım , şirket araştırdım.... Sayısını hatırlamadığım kadar aileyle ve şirketle görüştüm.... Fakat bir türlü içime sinmeyen bişeyler oluyordu hep .

Bir gün çok yakın bir arkadaşım ( Çiğdem Çiftçi , o da aupair ) abisinin Adana'da bu işi yapan bir şirket bulduğunu ve sağlama benzediğini söyledi.. Ve geldik Ağustos'ta OZMAN'a .

Kapıyı çaldık , ben arkadaşım ve abisi bekliyoruz... " İşte ! " dedi Levent Abi " Az sonra Amerika'ya açılan kapıdan içeri gireceksiniz ! " tabi ki dalga geçiyor...Biz de güldük , bakalım göreceğiz dedik...

Hayallerimiz gerçek oldu ! O kapı gerçekten bizi Amerika'ya gönderdi !

" Bir aupair ne yapar ? " i anlatmadan önce "Bir aupair adayının iyi bir şirket seçmesi gerekir ! " den bahsetmek istedim önce ...Allamaya pullamaya hiç gerek yok ki , eğer aupair olacaksanız , Türkiye'de bulabileceğiniz ( ve dünyada tabi ki ) en sağlam şirkettesiniz... Bunu ordayken farketmeniz kolay değil. Ben Amerika'ya geldikten ve diğer şirketlerle gelen arkadaşlarla tanıştıktan sonra anladım " EURAUPAIR " in ne kadar iyi bir organizasyon olduğunu. Daha New York'taki workshop'tayken başlıyor Euraupair'in ayrıcalığı....

Herşeyden önemlisi bu şirketteki aileler bariz bir farkla maddi - manevi Amerika'nın en iyi aileleri diyebilirim .

Bir aupair ne yapar ? Herşeyden önce , hayatının en eğlenceli macerasını çok ekonomik bir şekilde yasar ! Okyanusu aşar, hayallerini yaşar... "

Peki ya iş ? " diyorsanız , işte aupair' in işi : Çocukları sevmek - en büyük şart - ama çok sevmek :) .. Eğer çocuk seviyorsanız o zaman is yapıyormuşsunuz gibi de gelmiyor zaten..

Benim bir günüm genel olarak şöyle geçiyor : Sabah çocukları okula hazırlayıp, (kahvaltı – çantalar - kılık kıyafet ,vs..) arabaya atıp okula bırakıyorum. Sonra öğleden sonra 3 'e kadar boşum... 3'te okuldan alıp okul sonrası aktivitelerine dağıtıyorum.. .Sonra o dağıttığım sekerleri topluyorum eve getiriyorum..Benim 3 çocuğum ve 2 köpeğim var :) .. .Kalabalık ve mutluyuz !

Evde, alışverişi ben yapıyorum, akşam yemeğine yardım, sofra kurma toplama, yemek yapma ( bu tamamen benim isteyerek ve severek yaptığım bişey, yemek yapmak zorunda değilsiniz), sonra çocukların uyku saatine kadar ödevlerine yardım, ya da onlarla oynuyoruz, havuza girip yüzüyoruz ve onlar yattıktan sonra ben yine boşum. Genelde akşamları diğer aupair arkadaşlarla buluşuyoruz..

Hafta sonları 2 günlük geziler yapıyoruz, kamplar, dağlar denizler, çöller, göller...1 yıl Amerika turu bu iş anlayacağınız. Ayrıca aileyle beraber seyahat da ediyorsunuz...

Söylediğim gibi çocukları GERCEKTEN SEVİYORSANIZ, bu iş değil hayatınızın en güzel tatili olabilir ! Ben 9 aydır burdayım ama o Ağustos Adanasındaki Ozman'a ilk gelişim daha dün gibi sanki....Ve 9 ay önce burda yaşadıklarımı, gördüğüm yerleri, rüyamda bile göremezdim...Türkiye'de hangi iyi işe girmiş olursam olayım bu kadar çok yeri bu paraya gezemezdim.. Zaman nasıl geçiyor inanamazsınız... Büyük bir fırsat , değerlendirmenizi dilerim .

Bu programın kötü yanı çok KISA olması.. 1 yıl değil 2 yıl olsa keşke.... Eğer bir şekilde Amerika'ya gelmeyi düşünüyorsanız gönlünüz rahat olsun, doğru yerdesiniz. Hepinize bol şanslar ve iyi eğlenceler diliyorum !

Çiğdem

Aylin Budak

Selam

Ben geldim yihuuu herşey inanılmaz güzel; Çok çok çok teşekkür ederim yardımlarınız için... 4 gün süper geçti Manhattan’da kaldık zaten 91 kişiydik biri erkekti Almanya’dan bir sürü arkadaşım oldu ama en önemli arkadaşım Neslihan onu çok sevdim. Bir sürü fotoğraf çektim yollıcam sana da...

Şimdi Miamideyim; aile inanılmaz güzel, evi anlatamam, o kadar harika ki her şey, çocuklar beni çok seviyor aramız çok iyi:)))))) Bana laptop cep bilgisayarı falan verdiler, yarın da cep telefonu alcaz bana hahahaha. Daha ne diyim ki çok mutluyum çoooooooookkkkkkkkk. Ama küçük bir sorun var annemlere buranın telini vermek istiyorum ama sizinbana yolladığınız dosya benim evdeki bilgisayarda kaldı dolayısıyla Amerika’nın kodunu bilmiyorum yazarsanız çok sevinirim.... Şimdilik bu kadar gene yazıcam. Her şey için tekrar teşekkürler bu kadarını tahmin edemezdim ben....

Aylin

 

Canim Selam :))))

Bi vakit bulabilsem neler yapıcam yaaa sana da yazamadım ne zamandır biliyorum biliyorum, haklısınız ne deseniz haklısınız.. Şimdilik sadece ingilizce kursuna kaydoldum adult classes diye bir şey var akşamları, bedava zaten, ona gidiyorum...Buradaki danışmanla ve diğer aupairlerle görüştük 2 kere birinde timsah gezisine gittik geçen ay, bu ayda geçen hafta sonu basketbol maçına gittik gerçek NBA maçıydı:)))) Kafamı tek yoran şey Nurdanı hatırlıyor musunuz benim kankam o gelmek istiyor ama buraya ve aile bulmam lazım aile bulsam hemen Euraupair’e yönlendiricem aile burdan Nurdan da ordan kayıt işlemlerini hallederse bir çırpıda gelse, siz de baksanıza nolur bana yakın bir aile bulamaz mıyız??? Neslihan’a gelince mailleşiyoruz onla canim yaaaa çok seviyorum onu bir kaç haftadır bende haber alamadım ama iletirim sana yazsın onun da pek sorunu yok gibi bakalım bir gün görüşcez:)))) Ben çok mutluyum burda 3 yaşındaki ufaklık bana bayaaa alıştııııı bide köpeğimiz var yada köpeğim 7 aylık bir mini pintcher ufacık şey ama çok tatlı benle uyuyor geceleri canim dostum diyorum hahahaha adı da Rakı Türkiye’yi hatırlatsın diye aile seçti bu adı :)))) Gerçi rocky diye telaffuz ediyoruz ama yazılışı orjinal Türkçe:) Arkadaş da edindim bi kaç tane biri aupair alman bizim grupta, 3 tanede Türk burda yaşıyorlar internetten buldum bir de Amerikalı var bu siteden eski aupairin de arkadaşıymış zaten:)))) Şimdilik haberler böyle her şeyi herkesi çok özledim ama bir yandan da zaman çok çabuk geciyoooooo 2 ayı geçti durdurun şu zamanı ya:)))))

Sizleri ve OZMAN da oturup kahve içip başınızı şişirmeyi çok özledim eğer zaman böyle çabuk geçmeye devam ederse çok yakında ordayım :) ha bu arada şu sıralar Disneyland a gidicez bol bol fotoğraf çekicem yollarım öpüyorummm sevgilerr Ps; çocuklarla bi resmimi yolluyorum :)

Aylin

Başak Madran

Merhaba nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Ben fırsat bulamadığım için mail atamadım; sadece ailenin yanına geldiğim gün kısa mail attim.

Burası çok güzel bir yer ben buraya yavaş yavaş alışmaya çalışıyorum; bazen evimi çok özlüyorum ama Carla ve Mark bana her konuda yardımcı oluyorlar. Aynı zamanda onların aileleri de beni çok sevdi; bana onlarda her konuda destek oluyorlar. Bende onları sevdim. Benim her istediğimi yapıyorlar. Odamda bana özel bilgisayarım var, televizyonum, cep telefonum ayrıca odamda telefonum, büyük müzik setim var birde ayrıca evin alt katında bulunan sinema sistemi ve bilardo masası var, onu da bana verdiler, arada oynuyorum.

Genelde havuza giriyorum; havuz çok güzel suyu hep ılık. Bu hafta dil kursu başladı. Aksamları da Carla ve ben ehliyet sınavı için çalışıyoruz. Türkiye’de ehliyetimi değişmediğim çok iyi oldu çünkü aile Amerika’nın ehliyetini istedi. Bana önceden bmw jeep verdiler, kullanamayınca arabayı jaguarla değiştim. Çok rahat bir araba. Bana şimdiden başka ailelerden seneye kalmam için teklifler geldi. Bebekle sürekli parka gidiyoruz başka çocuklar da benle oynamaya geliyor, beni çok sevdiler bazen eve döneceğim sıra bana yapışıp ağlayanı var gitme diye. Çok ilginç ben de anlamadım hepsi birden geliyor kucağımda uyuyanı var, hatta yemek yemeyen bir çocuk var annesi her gün parka geliyor ben çocuğa yemek yediriyorum, bazen gitmeyince anneleri bana telefon açıyor. Seneye kalıcan di mi diye diyemiyosun işim var diye telefonu kapıyorum ama benim sevgili çok kıskanç başka çocuk yanıma gelince kucağımdan inmiyor, ağlıyor sürekli ben nereye o da oraya. Çok kotu alıştık birbirimize yapışık ikiz gibi adimiz zaten sevgililer; ne zaman beni tek görseler sevgilin nerde diyorlar; bende Carla ve Mark koydu adımızı. Böyle işte her şey güzel alıştık birbirimize kaynaştık Ben tekrar mail atarım kendinize çok iyi bakın….

BAŞAK

Belma Yildiz Toplaoğlu

Döneli 2 hafta oluyor ve Amerika'da aupair olarak kaldığım bir yılda edindiğim izlenimleri sizinle de paylaşmak isterim. Ben aupair olmaya karar verdiğimde, benden önce Amerika'ya gidenlerin mailleri bana ışık tutmuştu, umarım benim yazdıklarım da benden sonrakilere, oraya gideceklerinde nelerle karşılaşacakları hakkında bilgi verir.

En baştan, en sona elimden geldiğince iyi ve kötü yönleriyle tüm yaşadıklarımı aktarmaya çalışacağım:

Bu maili okuduğunuza göre ya Ozman Yurtdışı Eğitim'i aracı şirket olarak seçtiniz ya da şirketler hakkında hala araştırmalarınız devam ediyor. Ben gitmeden önce elimden geldiğince araştırma yaparak gitmiştim. Amerika'da bu işlerle ilgilenen şirketleri bulmuştum, onların Türkiye temsilcilerini bulmuştum, web sayfalarını gezmiştim, gazetelerde ve dergilerde bu konuda çıkan yazıları araştırmıştım ve benim ulaştığım sonuç Ozman Yurtdışı Eğitim oldu. Bir yıl boyunca yaşadığım bir çok şeyden sonra gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki çok doğru bir seçim yapmışım. Bulunduğum şehirde bizim şirketten birçok aupair arkadaşımız olduğu gibi diğer ajanslardan aupairlerle de arkadaştım, bu yüzden karşılaştırma şansı buldum ve farkları sizinle de paylaşmak isterim:

1-St. Louis'de (bulunduğum şehir) en çok aupairi olan ajans bizim ajansımızdı. Biz 30 kızken, diğer bir ajansın sadece 4 kızı, bir diğerinin 7 kızı vardı. Ne olur ki az olsak demeyin! Çünkü oraya gittiğinizde en çok arkadaşa ihtiyaç duyuyorsunuz ve bulunduğunuz şehirdeki aupair arkadaşlarınız ne kadar çoksa, o derece geniş bir çevreniz oluyor, güzel bir grup kuruyor, dertlerinizi, tecrübelerinizi paylaşıyorsunuz. Siz devamlı görüştüğünüz için, sorumlu olduğunuz çocuklar da arkadaş oluyor ve neredeyse bütün zamanınız bu arkadaş çevresinde geçiyor. Amerika'ya ilk gittiğinizde, acemiliğinizi aşmanıza da yine bu arkadaşlarınız yardım edecek. Aile mutlaka önemli ama hafta sonlarınız, akşamlarınız arkadaşlarınızla geçecek. Bu sebeple ne kadar büyük bir grubun içine düşerseniz o kadar iyi. Ve Ozman'ın bu konuda harika bir örgütlenmesi olduğunu söyleyebilirim. Şu anda mail adresim Brezilya'dan Almanya'ya, Güney Afrika'dan Japonya'ya, Danimarka'dan Fransa’ya arkadaşlarımın attığı e-maillerle dolu. Bu tecrübeyi, bu arkadaş ortamını sizin de yaşamanızı isterim.

2- Bizim ajansla, diğer ajansların farklarından bir tanesi aylık toplantılarımız ve bizimle ilgilenen koordinatörlerin sağduyusuydu. Biz her ay düzenli olarak görüşürken, diğer ajanslar maalesef iki-üç ayda ancak bir toplantı yapıyorlardı. Bizim koordinatörlerimizin ev ve iş telefonu, gerekirse cep telefonu bize dağıtılırken diğer arkadaşlar devamlı telesekreterlerle karşılaşıyorlardı. Her ay koordinatörlerimiz bizlere yeni gelen aupairlerin telefonlarını, adreslerini dağıtıyordu ve böylece yeni gelen aupairler de herkes tarafından hemen kolayca aranabiliyordu. Bunun yanında yeni gelen kişilere küçük bir hoşgeldin partisi yapıyorduk, acemi oldukları bu ortamda kendilerini biraz daha yuvada hissetsinler diye. Yılbaşında ve özel günlere hediyeler alıyorduk birbirimize. Ve yukarıda anlattığım toplantılarda o kadar eğleniyorduk ki, herkes bir sonraki ayın gelmesi için sabırsızlanıyordu. Her ay değişik bir şey yapıyorduk. Bir ay bowling oynuyorduk hep beraber, bir ay yeni tatlar denemek için Italian, Mexican ya da Uzakdoğu Restaurantlarına gidiyorduk. Kışın paten kayıyorduk, yazın Japon festivalindeydi toplantımız. Bir ay Balon Yarışı'nı izledik hep beraber, bir ay Chicago'ya geziye gittik. Müzikaller gördük, müzeler gezdik. Emin olabilirsiniz ki koordinatörler şehrin kültürel hayatını çok iyi takip ediyor ve bunu da sizin yaşamınıza getirmek için ellerinden geleni yapıyor.

3- Bir diğer farklılık da para konusu. Şans eseri benim kaldığım evin çok yakınında bir Türk aupairle daha tanıştım ve oradaki en yakın arkadaşım o oldu. Farklı bir ajansta çalışıyordu ve Türkiye'de de başka bir şirketle iletişim kurmuştu. Ben Ozman'a 900 $ ödemiştim, o diğer şirkete 1600 $ ödemişti. Oysa Amerika'da kazandığımız para aynıydı, şartlarımız aynıydı. Benim geri dönüşte 500 $ geri alma garantim vardı, o bu parayı geri alamadığı gibi kendisinden 60 $ daha isteniyordu, uçak biletinin bir kısmını karşılaması için.

4-Buraya yazacağım en son ayrıntı ise, beni en çok etkileyen, şirketimin beni ne kadar düşündüğünü bana en iyi anlatan şey. Amerika-Irak Savaşı'nın çıktığı ve ortamın son derece gergin olduğu günlerden bir gün bir mektup aldım. Bu ajansımın üst düzey yöneticilerinden geliyordu. Türkiye Hükümeti'nin Amerikan Hükümetine karşı aldığı tavır nedeniyle herhangi biri tarafından (aileden ya da çevreden) rahatsız edilip edilmediğimi soruyor, bu konuda ellerinden gelen ne varsa yapacaklarını bildiriyorlardı. Ailemden ya da çevremden negatif yönde hiçbir tepki almamıştım ama bunun düşünülmüş olması beni çok duygulandırmıştı. Annem gece gündüz nasıl olduğumu soruyor ve benim için endişeleniyordu o günlerde ama benim içim rahattı çünkü olumsuz herhangi bir durumla karşılaştığımda arkamda birilerinin olduğunu biliyordum.

Evet seçtiğim şirket hakkında söyleyeceklerim bu kadar, gelelim Amerika'daki izlenimlerime:

Öncelikle burada irtibat halinde olduğunuz Ozman yetkilileri sizleri elinden geldiğince bilgilendiriyor, New York'a indiğinizde havaalanından hangi otobüse binmeniz gerektiğine kadar ayrıntılı bir bilgi alıyorsunuz onlardan. Yetkililerin telefonu ve gideceğiniz yerin adresi elinizde oluyor, herhangi bir kaybolma olayına karşın. O yüzden bu konuda çok fazla detaya girmeyeceğim. Otobüs sizi bir kafile halinde ( genelde aynı uçakla ya da değişik uçaklarla bir çok aupair kız aynı anda havaalanına inmiş oluyor, orada büyük bir grup oluyorsunuz) alıyor ve 4 gün kalacağınız YMCA yurtlarına götürüyor. Her şirketin anlaşmalı olduğu yurt veya oteller değişik mekanlarda. Ajansımın 4 günlük eğitimi vermek için kullandığı yurdun yeri mükemmeldi, tek kelime ile mükemmel..On adım sonra Central Park'a ulaşıyordunuz, yurdun bir blok önündeki sokak Broadway'di. Yani New York'un gece ve gündüz kalbinin attığı yer. Benim New York'ta bulunduğum zaman sonbahardı ve Central Park kırmızı, sarı yaprakları, her yerde karşınıza çıkan sincapları, paten kayan, resim yapan, köpeklerini gezdiren insanlarıyla muhteşemdi.

Kaldığınız 4 gün boyunca gündüz çocuk bakımı, ilk yardım gibi bazı konularda eğitim alacaksınız, akşamlar sizin. Son gün topluca bir gezi ayarlanıyor ama siz kendi New York'unuzu da keşfedebilirsiniz, tabi çok uzaklaşmamak ve çok geç kalmamak şartıyla.

İki kişilik odalarda kalacaksınız. Oda arkadaşınız da büyük bir ihtimalle sizinle aynı şehirde aupairlik yapan birisi olacak. Şirketin yetkilileri genelde aynı yere gidecek kızları aynı odaya yerleştiriyorlar ki burada bir yakınlık kursunlar ve sonradan iletişime devam edebilsinler. Benim de oda arkadaşım ( Güney Afrika'dan) St. Louis'de kaldığım eve en yakın oturan aupairlerden biriydi.

New York günlerinin ardından kendi eyaletinize uçacaksınız. Aileniz sizi havaalanında bekliyor olacak, büyük bir ihtimalle ellerinde 'Hoş geldin' yazılarıyla. Ve evinize doğru yol alacaksınız. Söylemeliyim ki ilk zamanlar zorlanacaksınız, belki çok duygusallaşıp ağlayacaksınız devamlı, evinizi, ailenizi, kültürünüzü özleyeceksiniz, bazen de karamsarlığa kapılıp bu işi yapamayacağınızı düşüneceksiniz. Bunların hepsini, oradaki herkes gibi ben de yaşadım. Özellikle ilk ay ya da ilk iki ay diyelim alışma devri olduğu için biraz zor geçecek ama sonra göreceksiniz ki, yavaş yavaş herşeye alışıyorsunuz, size bir zamanlar zor gelen şeyler kolaylaşıyor, film izlerken artık esprileri anlayıp herkesle birlikte gülebiliyorsunuz, telefonda konuşurken hızlı yanıt verebiliyorsunuz, sorumlu olduğunuz çocuk kendi çocuğunuz gibi olmaya başlıyor, harika bir arkadaş grubu oluşturuyorsunuz. Çok güzel bir sene geçireceğinizden emin olabilirsiniz.Acısıyla, tatlısıyla müthiş bir tecrübe yaşayacak, büyüyecek , Türkiye'ye ve Türklere dışarıdan nasıl bakıldığını göreceksiniz. Bir çok önyargınız yıkılacak, bir çok şeyi değişik açıdan görme şansı bulacaksınız. İngilizceniz inanılmaz derecede ilerleyecek. Ben 7 sene Anadolu Lisesi'nde, 5 sene de üniversitede İngilizce eğitimi aldığım halde hatta bir yıl da bir Anadolu Lisesi'nde İngilizce Öğretmenliği yaptığım halde, Amerika'ya gittiğimde anladım İngilizce’min ne kadar yetersiz olduğunu. Maalesef ülkemizde konuşmaya, pratiğe yönelik bir yabancı dil eğitimi alamıyoruz. Okumayı, yazmayı yapıyoruz da bir türlü konuşamıyoruz. İşte Amerika'ya gittiğinizde bu sorununuz çözülecek. Siz bile kendinize şaşıracaksınız, filmleri orijinal olarak izlediğinizde, şarkıların sözlerini anlayabildiğinizde, ilk İngilizce romanınızı bitirdiğinizde, konuştuğunuz kişilere sözlerini tekrar etmelerini artık istemediğinizde kendinizle gurur duyacaksınız..

Sorunlarınız da olacak, her şeyi güllük gülistanlık anlatmak istemiyorum. Ben mesela anlaşamadığımızdan dolayı ailemi değiştirdim, 2. ailemle devam ettim yılımın geri kalanına. Bazen sorumlu olduğunuz çocuk sizi çileden çıkaracak, bazen ailenin bir sözüne darılacaksınız, bazen arkadaşlarınızın sizi hiç anlamadığınızı düşüneceksiniz. Evet, bunlar da oluyor, tuzu biberi de bunlar zaten. Kötüyü bilmeden iyinin değerini anlayamıyoruz.

Şimdi sizlere dikkat etmeniz gereken bir kaç konuyu daha hatırlatacağım ve yazımı bitireceğim.Aşağıda yazacaklarım eminim merak ettiğiniz meselelerdir, belki de aklınıza gelmeyen bir kaç şeye dikkatinizi çekeceğim.

1- Dikkat çekmek istediğim ilk konu araba kullanma konusu. Özellikle altını çizmek istiyorum ki Amerika'da mutlaka araba kullanmak zorunda kalacaksınız. Aileniz bunu sizden beklemese bile kendi sosyal hayatınız, öğrenim hayatınız için bu mutlaka gerekli. Amerika'da, ülkemizde olduğu gibi toplu taşımacılık yaygın değil. Çok ucuz olduğu için her ailenin mutlaka arabası var hatta 2-3 tane arabası var. Size de bir araba verilecektir, ulaşımınızı sağlamanız için. Bir köşede duran ehliyetinizin olması yetmez yani, araba kullanmayı bilmeniz gerek.

2- Sigara konusuna gelirsek: İçmiyorsanız mesele yok, ama içiyorsanız kesinlikle ve kesinlikle evde içmeyin. Aileniz ya da sorumlu olduğunuz çocuk bunu bilmesin, çok önemli.

3- Öğrenim konusu: Yanında kalacağınız aile eğitim masraflarınızın 500 $ ını karşılıyor, üniversitelerden istediğiniz bir dersi alabilirsiniz. Üniversiteden alacağınız ders yanında bir İngilizce kursuna gidiyorsunuz zaten. İngilizcesi iyi olmayan arkadaşlar aldıkları İngilizce kursunu yeterli görmeyerek üniversiteden de İngilizce dersleri almışlardı (yazım, dinleme). Ama İngilizcenizi yeterli görüyorsanız, elinizin altındaki bu avantajı daha farklı bir şekilde de değerlendirebilirsiniz. Nitekim, ben öyle yapmış ve 'İşletme Yönetimi' üzerine bir ders almıştım. Fazla zorlanmayacağınıza, başarılı olacağınıza emin olabilirsiniz. Türk eğitim sistemi Amerikan eğitim sisteminden çok daha ağır.

4-Para biriktirme konusu: Kesinlikle para biriktirebilirsiniz. Bir alışveriş canavarı değilseniz eğer, alacağınız para size hayli hayli yetecektir ve tutumlu olursanız Türkiye'ye iyi miktarda parayla da dönebilirsiniz. Benim sizlere önerim ilk aylar fazla alışveriş yapmamanız. Çünkü neyi nereden alacağınızı bilmediğiniz için gereksiz yere çok harcama yapabilirsiniz. Zamanla tüm alışveriş komplekslerini, nerede neyin daha uygun olduğunu kavrıyorsunuz. Bana sorarsanız tüm bunları öğrendikten sonra, acemiliğiniz kalktıktan sonra alışveriş yapmaya başlayın. 'Ben Amerika'da alışveriş yapmayacağım' diyerek iki bavulu tamamen dolu da gitmeyin.Ben de öyle diyordum ama Amerika'da alışveriş yapmamak imkansız. Orası bir satın alma ülkesi. Müşteri hizmeti, zengin seçenekleri ile önünüze bir dünya sunuyor, almadan edemiyorsunuz. O yüzden ben diyorum ki olabildiğince az eşyayla gidin. Oradan yapacağınız alışverişler dönüşte size 3. bir bavul hazırlatmasın çünkü iki bavulun üstündeki eşyaların kilosu başına para cezası yiyorsunuz, dikkatli olun. Ve son bir şey daha: büyük alışverişler için mevsim sonlarını bekleyin, acayip indirimler oluyor, 80-90 dolarlık şeyi 5-10 dolara bulabiliyorsunuz. Boşuna bizim zenginlerimiz alışveriş için yurtdışını seçmiyorlar

5- Kalacağınız ev ve oda konusunda herhangi bir endişeniz olmasın. Aupair almak isteyen aileler zaten zengin oldukları için sizin de rahat etmeniz için ellerinden geleni yapıyorlar. Özellikle Türkiye şartlarına göre çok büyük evlerde yaşayacaksınız, dayalı döşeli bir odanız olacak. Evde genelde birden çok bilgisayar oluyor. Bizim evimizde üç bilgisayar vardı mesela, bir tanesi tamamen bana aitti. İnternet en büyük haberleşme aracınız olacak ve interneti kullanma konusunda da herhangi bir çekingeniz olmasın. Önereceğim tek şey bol bol resim çektirmeniz arkadaşlar, cennet gibi yerlerde yaşayacaksınız.

Umarım tüm bu yazdıklarımla size yardımcı olabilmiş ve Amerika'ya aupair olarak gittiğinizde nelerle karşılaşacağınız konusunda sizi biraz aydınlatabilmişimdir.

İyi şanslar diliyorum arkadaşlar, yeni bir dünyanın kapılarını aralamak üzeresiniz.

Beyhan Budak



ii bak simdi cok rahatladim sizden mail alinca..  yaa size bi sey sorcaktim benden soona kizlar gelcekti falan diyodun nereye geldiler.. nasii iiler mi.. size soole sooliyim bu benim ilk yurt disi deneyimim.. afallamadim desem yalan olur.. otelde ve NYC de gecirdigim bes gun benim icin mukemmeldi.. oda arkadasim litvanyadan cok tatli bi kizdi.. sansli hatun California ya gitti.. hala maillesiyoruz.. ama ailesiyle problemleri var.. simdi yeni bi aile arayisi icerisinde.. hatirlioon mu konusmustuk sizle.. onemli olan aileyle arandaki iliski falan diye.. ciidden oole gerisi hikaye Miamide bile olsan.. bi kere huzurun olmuyo herseyden once.. ne diyodum NYC harikaydi yaa super bi yer orasi cidden.. bizi sehir turuna falan cikardilar topluca aazimiz falan dusuyodu.. nasiliz ama bi gorsen yagmur yagioo bi taraftan biz yine otobusun ust katinda bi o tarafa savruluyoz bi bu tarafa... ben tek basimaydim biliyosun.. hani sinifta son gun ya da bi onceki gun ulkeni boole harita uzerinde anlatiyosun ya.. bende anlattim buyuk bi basariyla.. almanya dan nerdeyse 60 tane kiz vardi.. (hic abartmiyorum) bi ciktilar bole kursuye paldir kuldur hemen arkalarindan Turkiye yi temsilen ben ciktim ama insan baska bi gururlaniyoo canim.. istanbul'u, Tarkan'i,milli takimi bicogu biliooo (bi de sureyya Ayhani) ben Ataturkten basladim tarkandan yakalarsam muck muck la sonlandirdim.. baya keyifliydi.. cuma gunu ayrildik bilio musun hic bisey hissedemedim buraya gelene kadar.. bunun yaninda istanbuldan ingiltereye gidene kadar cam kenarindaydim zaman zaman kasildiimi hatirliyorum ama genelde guzeldi.. British Airways den asiri memnun kaldim boole tavuklu bisey verdiler yemeklerinde accaip guzeldi.. hostesler burda hep yasli biliyo musun adamlarda yok ki bizim gibi yok aman yaslaniyorum yok aman kirisiyorum gibi kompleksler.. herkes olabildigine rahat tam bi ozgurlukler ulkesi burasi.. neyse bu konuya baska bi mailde deginirim. londra ucaktan gorebildiim kadariyla harikaydi.. ben cok yuksek binalar falan goremedim.. havaalani anladigim kadariyla sehirden bayaa uzak bi yerde.. yemyesil gorunuyodu.. hem de duzenli.. bisey daha sorcam ben ingiltereye gidebilir miyim tatilimde ya da avustralya ya cunku martta 10 gun falan tatil yapcam.. ikisindede arkadaslarim var hani olursa bomba olur da o nedenle soruyom.. bi de tekrardan vize icin falan kosturmak gerekir mi.. aysen ben sana kaldiim yerden tekrar yazarim.. simdi azicik isim var.. bu arada ben bu hafta sonu buradaki diger aupair kizlarla WHITE SANDS e gidiyorum. bembeyaz bi col dusun seker gibi.. gorucez bakalim.. bi de 4th november sabahi once arizonada grand Canyon a ardindan da Las Vegas a dogru uzuycaz ayiptir soolemesi.. Turkiyeden hatta unuversiteden cok yakin bi arkadasim burda simdi.. NYC de gorustuk.. 3 unde buraya geliyoo.. bi de biz kesfedelim bakalim su Amerikayi.. size anlatirim gelismeleri.. simdilik boole optum en kocamanindan sizi...

Merhaba,

bugun tam 50 gun olmus ben geleli.. aile oldukca ii onu diycektim bu konuda sansli bile sayilabilirim.. cocuklar 3'e 4'e kadar okulda.. genelde bayaa yogunlar.. yok piyanoydu yok celloydu bi suru ozel dersleri var.. geldigimde yasadigim en buyuk problem cok hizli konusuyolar.. ilk bi hafta hic bisey anlamaz mi insan yaa.. ben hic bisey anlamadim.. vucut diliyle konusuyoduk resmen.. simdi biraz daha ii ama hala sorun yasiyorum.. lutfen bana bunun normal olduunu soole.. ilk geldigim haftadan beri kursa devam ediyorum.. oldukca ii tangoya basladim bi de.. yaa zaman cabuk geciyo daha simdiden bicok yere gittim.. simdi arkadasimla (Turkiyeden work and travella gelmisti kasimda donuyo sana bahsetmistim ondan) Llas Vegasa gitme hayalleri kuruyoruz.. benden boole iste.. bide size soolemek istedigim bisey var.. cok tesekkur ederim hersey icin cidden.. bi de bu kadar gec mail attigim icin cok uzgunum.. biseyler yazip yollarsan kendimi daha ii hissedicem.. New Mexico dan kucak dolusu sevgiler... opyuroum herkesi, selamlar.

Burcu Eksioğlu


Sağa döndüm, pencerede beyaz bulutların içinde hayal kurdum, heyecanlıydım ne de olsa, acaba nasıl bir şey bekliyordu beni? Solda insanlara baktım, uzun yolculuklarda hep böyle olurmuş dost gibi tanıdık gibiler, merak ettim onlar ne sebepten gidiyorlardı, göze alıyorlardı bu uzun yolculuğu.10 ay sonra dönecektim nasıl olsa arkadakileri sevgiyle geride bıraktım, mektup sözü verdim, telefon ne için dedim.

Şimdi beni bekleyenlerle, önümdekilerle ilgilenmeliyim. “ Titanic “ filmini ikinci defa uçakta izledim, sabırsızlıkla.

On bir saat sonra pencereden baktığımda, onca yol boyunca gördüğüm ufacık, nokta gibi binalardan bize en yakın, daha büyük ve sık olanları gördüm.New York, lafta değil gerçekten büyüleyiciymiş.Şimdi filmdekilerden daha gerçekçi olarak bana merhaba diyor.

JFK, dünyanın en büyük havaalanı, İngilizcem o kadar mükemmel değil, kimin beni karşılayacağını bile bilmiyorum daha doğrusu tanımıyorum... bütün bu sıkıntılar içimdeyken düşündüm de neredeyse 18 yaşındayım neden kaybolacaktım ki. Sonra o kalabalığın içinde adımı taşıyan pankartlı beyefendiyi gördüm de ne kadar sevindim, boşluktan karanlığa doğru düşerken elimden birisi tutmuştu işte.

İlk günlerde edindiğim bu arkadaşlıklar yıl boyunca sürdü ve halen kopmadı. Ne kadar şanslı olduğumu keşfettim tek Türk olmakla çünkü New York’ ta kendi kültürümle sınırlı kalmaktansa dünyanın kültürünü paylaştım herkesle ve İngilizce tek iletişim yolumdu bu yüzden dili en önce, en kolay toparlayan da ben oldum. Yıl boyunca devam eden bu gezilerde hep örnek gösterildim. Ülkesinden tek kişi olmasına rağmen en çok arkadaş edinen paylaşımcı insanlardan biri olarak.

New York’ taki kalışımız o kadar iyi organize edilmişti ki dolu dolu geçti. Empire State Building, Özgürlük Heykeli, bot gezisi, Hard Rock Cafe, Seaport, Lincoln köprüsü,... Broadway St, 7th st,...

Evet programın tek buluşması New York’ ta değildi ama en büyüğü oydu ve ben orda olduğum için en güzeliydi tabii. Program bizleri her yönden yola hazırlamaya çalıştı, son konuşmalar duygusaldı, adres alındı herkes kendi yoluna ayrılmaya başladı.

Bu ilk tecrübe beni uyandırdı. Arkadaşa giderken o beyaz bulutlarda kurduğum hayaller daha bir gerçekçiydi. Kendi koordinatörüm ve ailem beni karşıladı. Bilmiyorum neden kendimi daha da rahatlamış hissettim. Oysa hiç tanımadığım bu insanlarla yaşamak ürkütmeliydi belki beni. Hemen onlarla kaynaşmaya çalıştım, konuştum. Madem tüm seneyi onlarla geçirecektim, yakınlaşmatı uzatmanın ne alemi vardı. Hiç benden küçük erkek kardeşim olmamıştı ama artık var diyorum.

Yeni evim, odam yatağım. Her şey nasıl yabancıya ilk bakışta, aynıyken o kadar tanıdıktı. Hiçbir şey Türkiye’ deki gibi değildi. Alışmak zaman aldı ve sabır istedi. Her geçen gün yenisini eklediğim tecrübeler sonunda beni oranın bir parçası yaptı.

Yarım dönem aynı aile ile kaldım. Rewitt küçük bir yerdi. Yabancı öğrencileri ile de en güzel yerlere gönderecekler diye bir koşul yoktu önemli olan nerde olursan ol sendeki değişmeli. Diğer dönem başka bir ailede kaldım. Çok büyük sorunlar sebep değildi. Bazen insanlar çok iyi arkadaştırlar ama birbirlerine pek benzemezler, aynı yaşamı paylaşamazlar, bizimkisi de buna benzedi. Sonunda onlar istemesede ben daha önce tanıştığım çok iyi arkadaşlar olduğum yeni ailemle kalmaya başladım, Little Rock, başkentte. Rewitt belki küçüktü, belki ilk adaptasyon sıkıntıları çektiğim yerdi ama şimdi güzel hatıralarla, sözlerle anıyorum orayı, ömürlük edindiğim arkadaşlarımı seviyorum. Küçük biryer olduğu için daha geleneklere bağlı bir yerdir ve benim için mükemmel bir tecrübe oldu.

Okulun tüm futbol maçlarına gittim. Önceleri pek anlamadığım çok yabancı olduğum bu spor tutkunu oldum sonunda. Yağmurda, soğukta bile maçları aksatmıyordum ne de olsa tüm arkadaşlarımla birlikteydim. .

Okulda, etrafta her yerde tanınıyordum, Türkiye’ den yabancı öğrenci ! Herkes ne kadar sevecen, sıcak kanlıydı bana. Dert etmeme bile gerek kalmadan herkes gelip benle tanışıp arkadaş olmuştu. Ara sıra da benim adım atmam gerekti tabii. Bana her Amerikan geleneğini tanıttılar.

Little Rock’ ta yaşam daha farklıydı, benim için daha eğlenceli ‘ Mc Ccelkan Lisans kalbimde kocaman bir yer edindi. Şimdilerde Amerika’ da ki annem babam olurken bizimkiler kıskanır oldu. Tam anlamıyla bir aile olduk.

Koridorlardaki şakalaşmamız, bir alırdım telefonda uzun uzun konuşmalar, partiler, okul maçları,... hiçbiri unutulur gibi değil. Hem bütün bunlar beni başka bir insan yaptı, yabancı dilimi geliştirdi ve daha açık görüşlülük kazandırdı, en önemlisi kendimi tanımamı, belirli bir karakter üzerinde yoğunlaşmamı sağladı başka bir deyişle büyümemi sağladı farkettirmeden.

Bir gün oldu düşündüm ; Türkiye’ de bunları bunları yaparken burda insanlar başka hayat tarzında, bambaşka bir yaşamla iç içe. Tek boyutluluğu aşmıştım artık.

Program koşulunda aldığım İngilizce ve Amerikan tarihi derslerinin şart olmasa da almak isteyeceğim dersler oldu. Bunun dışında sanata olan ilgimden dolayı Studio Art dersini zevkle aldım bunun dışında İletişim ve Fransızca derslerim bana orda ki yaşamda çok katkıda bulundu. İLERİ KİMYA DERSİM GENELDE Üniversite geçişli, burs sağlama amaçlı bit AP dersiydi. AP dersler ileri dersler ve bunlar her zaman artı puan kazandırıyor ve yıl sonunda olan AP sınavları Üniversiteye girişte kolaylık sağlıyor. Ben ilerde olmak istediğim Kimya Mühendisliğine zemin amacıyla seçtim. Üniversiteyi orda yapmayacağım konusunda emin olduğum için tüm o şanslarla pek ilgilenmedim. ACT sınavında yüksek başarı gösterildiği takdirde burslu isteğiniz Üniversiteye, istediğiniz bölüme girme şansınız var dendi. Sonuçta başarı ve sosyal imzana tüm kapılar açık. Bir çok benim gibi öğrenci arkadaşlarım Amerika’ da kalıp Üniversite okuyacaklar. Ben de onları ziyarete söz verdim ve Master imkanını değerlendirmek istiyorum. Ordaki ailem onlarla kalmam konusunda çok içtenlerdi ama sözüm vardı buraya aileme, ODTÜ ‘ye burdaki canım arkadaşlarıma, 10 ay demiştim, 10 ay sonra ordayım !

10 ayın her ayı katıldığım mükemmel eğlenceli gezilerle daha da unutulmaz oldu. En büyüğü; 9 günlük Washington gezisi , ben de o şehre büyük bir hayranlık bıraktı. Şehrin krokisini bile çizebilirim, öyle kafamda yer edindi. Capitol Building, Beyaz Saray, Veterans Day’de Ulusal Parkta Bill Clinton’ ı şahsi olarak görme ve dinleme fırsatı, Hard Rock – müzeler ve sanat merkezleri, en favori yer Lincoln Memorial ve Vietnam Memorial’ın olduğu alandı. Temizliği ile de hayran bıraktı Washington, gezdiğim her yer çok güzeldi ve temizdi.

Florida tercih ettiğim yerdi, Tenneese’ yi, Texas’ ı, Mississippiyi, Oklohoma’ yı , Virginia’ yı Atlanta’ yı ve Arkansas’ ın her köşesini görme fırsatım oldu bu süre içinde.

Program aracılığıyla edinilen dostluklar oldu :zaman oldu ben onlara taşındım hafta sonu için, zaman oldu onlar bize, birlikte Mall’ a gidişimiz, partiler düzenleyişlerimiz. Doğal olarak yabancı öğrenciler birbirini en iyi anlayanlar oldu, aynı zorlukları, aynı tecrübeler, aynı duygular. Bana Amerika tüm kendi maçlarını tattırmak için evde durdurmadılar. Bowling, ve satranç turnuvalarımız, danslar, mezuniyet törenim ve prom geçen ( en mükemmel ), Amerika yemekleri, fast food, BROWNIES, NACHOS, DERBY (reddedeceklere has tam country ), Festivaller, Yeni yıl ve Christmas, Halloween en çok eğlendiğim zamanlardan biri, futbol maçları, softball’ daki yüksek penformansım ( ! ) , Riverfest ve havai fişekleri, MAX tiyatrosu,... ve yazmakla bitmeyecek anılar.

Sonralarda ne kadar güldük anlattığımda, ilk başlarda bana hızlı geliyordu anlayamıyordum bir söylemelerinde tekrar tekrar soruyordum sonunda ‘’ boşver, unut ‘’ diyorlardı. Ama ben yılmamıştım.

O kadar çok ki, kelimelerden fazla, öğrendiklerim, yazdıklarım. Sonunda çok mutluyum böyle bir fırsatı bulmuş olmama ve bunu değerlendirmeme. Sanki imkanlarla dolu kocaman bir kapı da bununla birlikte açılmış gibi. Ve asla unutulmayacak başka ve son bir şey de yok havaalanında ayrılmam oldu.

Evet, yazı uzadıkça yazmak istediklerim artıyor ve yazım bir o kadar okunmaz oluyor. Yaşananları, duyguları anlatmak o kadar kolay olsaydı...

Bundan sonrasını gidip yaşayarak öğrenmek gerekiyor, o zaman tam anlaşılabilirim sanırım. En çok sevindiğimde internet gibi bir teknolojinin oluşu ki bağımı hep taze koruyacağım. Ve tesadüf bu ya yine bilgisayarla tanışmam ve bu konuda epey bilgi sahibi olmam yine Amerika’da oldu. Sevgilerimle Burcu Ekşioğlu

Çiğdem Alaman


Merhaba ,
Kusura bakmayın uzun suredir sana yazacaktim bir turlu olmadi. Nasilsin ? Nasil gidiyor hersey ? Beni soracak olursaniz hersey cok iyi gidiyor. Burdaki ailemi, cocuklari ve yasamimi cok sevdim. Cocuklara alistim onlar da bana alistilar. Bazen zor olsa da 5 cocukla ilgilenmek yine de beni cok yormuyorlar. Tek sikayetim calisma saatlerim bazen 7-8 e kadar surmesi ama ona da alistim artik. Zaten Susan bana devamli yardim ediyor, ayrica buyuk kiz okula basladigi icin genelde 4 e kadar okulda oluyor. Bunun disinda cocuklarimin hepsi birbirinden guzeller, her goren bayiliyor. Bunun disinda yasadigim ev ve muhit cok guzel. Ben bircok villanin olusturdugu her evin kendine ait havuzu olan bir komplekste yasiyorum. Boca Raton zaten zengin kesimin oturdugu bir yer. Okula basladim ama cok gitme firsatim olmadi.

Arabayi yeni yeni kullanmaya basladim. Ayrica 2 hafta once ailemle Pittsburgh Pennslyvnia ya David` in kardesinin dugunu icin gittik. 10 gun kaldik. Cok muhtesem bir dugune katildim ve her davetli dugune limuzinlerle getirildi. Bu arada American kulturunu de bayagi gormus oldum. Ayrica bebegin vaftiz torenini de orada yaptik. Bunun disinda akrabalari ziyaret edip bol bol gezdik. Yorucu ama bir o kadar da guzel bir seyahatti. Biliyor musun onumuzdeki ay yine gidiyoruz. bu seferde Susan in kardesinin dugunu icin.:)) Baska burda bayagi bir cevre ve arkadas grubu edindim. Her hafta sonu ya beachlere, mallara, cinemaya, bazen de cevredeki yerlere gidiyoruz.gecen hafta sonu miami ye indim burdaki bir arkadasimla. Birde ben burda yasayan turklerin kurmus oldugu bir grupla tanistim.her ay bir aktivite duzenliyoruz, ay da birde beach te barbeku parti yapip aksama kadar vakit geciriyoruz. gecen hafta sonu da picnic vardi yine. Aksam 10 a kadar ordaydik. sonrada bara gittik. Onumuzdeki ayda ingiltere turkiye maci icin hep beraber bir bara gidip aksamda kumsalda parti yapacagiz.  Yakinda size yine yazarim. Simdilik boyle. Firsat buldugum bir zaman da size resimlerimden yollamaya calisacagim. Kendinize cok iyi bakın.

Opuyorum. Selamlar,

Merhabalar , Kusura bakma birkac gundur mail atamadim, bayagi yogundum, ehh 5 cocukla ugrasmak kolay degil:)) evin hanimi evde ve sagolsun oda yardim ediyor herzaman ve cok tatli bir bayan, arkadas gibi olduk onunla. Bunun disinda simdilik bir kursa yazilmadim, burda okullar tatilde su an zaten bu sicakta gitmek istemezdim de. Ailem ve cocuklarla aram cok iyi. Cok tatlilar. Susan ve David de cok iyi ve arkadascalar. Zaten David hafta sonlari eve geliyor isinden dolayi, bunun icin hafta ici Susan ve cocuklarla beraberim, aile gibiyiz, cocuklar yatana kadar onun yaninda kalip ona yardim ediyorum, zaten burda calisiyor gibi hissetmiyorum kendimi, zaten onlarda bana sen bir sene icin aileden birisin diyorlar. Hafta sonlari ailemle beraber otellere, beachlere veya shopping mall`lara gidiyoruz. Bana hicbir sey odetmiyorlar. Cuma gunu ailemle beraber Miami`ye hayvanat bahcesine gittik, hafta sonuda havuza, aksamda aile dostlariyla yemege gittik. Burda simdilik arkadasim olmadigi icin hep ailemle beraberim. Bu cumartesi yerel koordinatorumle Hollwood da bulusup beach e gidecegiz. Bunun disinda yasadigim evin sitesinde buyuk bir spor merkezi ve havuz var, isten sonra oraya gidip yuzuyor ve gym merkezinden yararlaniyorum, bunun icin para odemem de gerekmiyor. Yasadigim yere gelince, belki Begum demistir cok guzel bir yerde ve evde yasiyorum. Evim cok guzel ve rahat. Etraf yemyesil ve palmiyelerle cevrili, ayrica evimde de havuz var, cocuklarla yuzuyoruz . Size resimlerimi gelecek ay yollamaya calisirim, daha aileme bile yollayamadim.

Kendinize iyi bakin. Sevgilerimle.Optum.

Çiğdem Çiftçi

Herkese Merhabalar,
Ben Hatice Ozman vasıtasıyla Amerika'ya aupair olarak giden birçok kızdan birisiyim. Adım Çiğdem Çiftçi. Üniversiteyi bitirdikten sonra Amerika'ya gitmeyi düşünen insanlardan biriydim ve bu hedefimin gerçekleşmesinde Hatice Hanım'ın desteğini çok gördüm.
Aupair olarak 15-Ekim-2001 tarihinde New York'a ayak bastım. İlk olarak YMCA adı verilen bir hostel'da( Central Park'ın hemen yanı başı ) bir hafta eğitim gördük ve bu hostel'da konakladık. Ortam çok güzeldi. Düşünebiliyor musunuz her ülkeden birçok kızın bulunduğu bu hostel'da ortalama 100 kızdık. Sabahtan akşama kadar eğitim görüyorduk. Herkes tahmin edebileceğiniz gibi New York'u gezmek için akşam olmasını dört gözle bekliyordu. Gerçi ben New Jersey eyaletine gidecektim( New Jersey, New York'a 20-30 dakika mesafesi olan bir eyalet.), ama diğer kızlar Amerika'nın binbir yerine dağılacaklardı. Bu yüzden de bu New York'u gezme fırsatı onlar için biçilmiş bir kaftandı. Bu hostel'da 4 gün konakladıktan sonra hafta sonunu ailelerimizle geçirmek üzere hostel'dan ayrıldık.

Beni ailenin babası almaya geldi. Çok garip bir his içindeydim. Yeni bir yıla merhaba diyordum. 20 dakikalik bir yolculuktan sonra eve vardik. Eve ilk girdigimde " Yeni evine hosgeldin, Çigdem" yaziyordu. Çok duygulanmistim ve de ayni zamanda içimi bir korku kaplayivermisti: Acaba onlar beni, ben de onlari sevebilecek miydim. Ama korkularim yersiz cikti. Bana çok samimi davraniyorlardi. Ben de bu samimiyeti gördükten sonra rahatlamistim. Biliyorum su an au-pair olmak isteyen herkes bir au-pairin ordaki görev kapsamini çok merak ediyor. Hemen sizleri bu konuda aydinlatayim. Ilk olarak sabah kalkis( saat 7:00 gibi) çocuklari uyandiriyordum.Daha sonra onlarin giyinmelerine yardim edip, kahvaltilarini hazirliyordum. Saat 8:00 gibi evden cikip arabayla onlari okula birakiyordum.Saat 3:00'e kadar dersleri oldugu için saat 8:30 'dan sonraki zaman bana kaliyordu. Ama tabii ki eve gelip çocuklarin odasini toplayip, eve söyle bir ceki duzen veriyordum. Ayrica varsa cocuklarin çamasirlarini makineye koyuyordum. Orda kurutma makinesi de oldugu için çamasiri as, topla gibi bir derdiniz olmuyor. Çamasirlari yikayip, kurutma makinesine atip sonra da katliyorsunuz. Benim görevlerim bunlardan ibaretti.Bir de "Sandy" adinda çok tatli bir kopegimiz vardi. Evde oldugum zamanlarda onu disari cikarip, yurutuyordum. Daha sonra kalan zamanda ne istersem onu yapabiliyordum.Saat 3:00 gibi çocuklari okuldan aliyor, odevlerine yardim ediyordum. Saat 6:30 gibi de anneleri isten eve geliyor ve benim sorumlulugum sona eriyordu. Benim ordaki bir günlük rutinim böyleydi.

Arabayi istedigim zaman alabiliyordum. Çocuklardan biri 7, digeri de 11 yasindaydi. Çogu zaman zaten okuldan biz bugun su arkadasimizla oynamak istiyoruz diye eve geliyorlardi. Bana düsen sadece bu arkadaslarini alip eve gelmek ya da cocuklari onlara birakmak oluyordu. Kisaca ben güzel bir bir sene geçirdim. Çevremizde oturan birçok au-pair kiz vardi. Polonyali, Alman, Isvecli... Onlar da bana ilk gittigim zaman cok yardimci oldular. Beni her gittikleri yere davet edip, bana cevreyi gosterip ogrettiler. Yabanci bir ülkede çevredeki herkesten yardim görmek esine rastlanilmayacak bir iyilik. Bunu eminim hepiniz tahmin edebiliyorsunuzdur. Cunku burdan giden herkesin kafasinda oraya gidince tek basima acaba yapabilecek miyim gibi bir sorunun oldugunu çok iyi biliyorum. Ama korkular yersiz... Yeterki kendinize güvenin ve de ne istediginizi çok iyi bilin. Siz iyi oldukca orada herkes size karsi iyi ve aileler herseyin bilincinde. Bu yüzden eger güzel bir sene gecirmek, yeni insanlarla tanismak ve her konuda kendinizi sinamak istiyorsaniz ve kafanizda da Amerika'ya gitmek gibi bir dusunce varsa bu konuda tereddut etmenizin bir anlami olmadigini sizlere söylemek istiyorum.

Biraz cesaret, biraz kendine güven ve HOSGELDIN AMERIKA.......
Cigdem Ciftci

Ayrıntılı bilgi için aupair@ozman.com.tr